İçeriğe geç

işini ustalıkla yapana ne denir ?

İşini Ustalıkla Yapana Ne Denir?

Kayseri’nin sokaklarında sabahın erken saatlerinde yürürken, her adımda bir yudum nefes alıyorum. Her köşe başı, her esnaf, her küçük detay bir hikâye anlatıyor. Birçok insan gibi ben de her sabah bu şehri bir gün öncesinden farklı görmek için adımlarımı daha hızlı atıyorum. Ama son zamanlarda, bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum. Ne olduğunu bilmesem de bu eksiklik her geçen gün biraz daha derinleşiyor.

Belki de bunun nedeni işini ustalıkla yapmayanların beni çevrelemesi. Gerçekten işini ustalıkla yapan birini görmek istiyorum. Birinin elinden her şeyin sihirli bir şekilde, kusursuzca çıkmasını izlemek… Hayatımda karşılaştığım o bir kaç kişi dışında, kimse bunu bana hissettirmedi. Oysa işin ustası olmak, bir sanat gibi bir şey. İnsan, ne kadar uzun süre bu yolda giderse gitsin, her zaman bir adım daha atmak, bir şeyleri daha iyi yapabilmek için çabalar. Ama bu, kolayca bulunabilecek bir şey değil.

Bir Fotoğrafçı ve Bir Söz

Geçtiğimiz günlerde, Kayseri’deki bir kafede tanıştığım bir fotoğrafçı var. Gözleri derin, bakışları ise bir şair gibi… İnsanın içine işliyor. Konuştukça, kelimelerden önce tavırları dikkatimi çekti. Hangi kelimeleri seçtiği değil, nasıl söylediği önemliydi. Kafede oturup bir şeyler içerken, elindeki fotoğraf makinesiyle çektiği karelere odaklandım. Her kare, bir hikâye anlatıyordu. Ama ne o fotoğraflarda, ne de o karelerin etrafındaki dünyada hiçbir şey eksikti. Tam tamına yerli yerindeydi her şey. Ona bakarken, işini ustalıkla yapan biriyle tanışmanın ne kadar değerli olduğunu fark ettim. O gün, fotoğrafçı bana bir söz verdi: “İşimi öyle bir yaparım ki, yıllar sonra bile seni hatırlatacak bir şeyler bırakırım.”

O an, o kadar basit bir cümle gibi gelmişti ama şimdi düşünüyorum da, o söz beni derinden etkiledi. Bir insan, işini gerçekten öyle bir yaparsa, hem zamanla hem de kalbiyle doğru bir etki bırakabilir. İşte o zaman, işin ustası olmak denilen şeyin ne kadar önemli olduğunu daha iyi kavrayabiliyorum.

Gerçekten Usta Olmak

İşini ustalıkla yapmak, her şeyden önce büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Hayatını bir işe adamışsan, onu en iyi şekilde yapmak zorundasın. Çünkü bir işi layığıyla yapmak sadece sana değil, çevrendeki insanlara da bir şeyler katıyor. Bu, belki de bir fotoğrafın anlattığı hikâye gibi, her zaman fark edilmiyor ama bir şekilde kalıyor. İşini doğru yapan bir insan, etrafındaki dünyayı da doğru yapmaya başlar. Çevrenizdeki en küçük detayları fark etmeye, anlamaya, onlarla etkileşim kurmaya başlarsınız.

Bunu bir marangozda gördüm. Bir gün, Kayseri’nin eski mahallelerinden birine gitmiştim. Orada, çok yaşlı bir marangoz vardı. Bir zamanlar büyük işleri olmuş, oldukça tanınan biriydi. Şimdi ise sadece küçük bir dükkânda, elinde baltası ve testeresiyle eski mobilyaları onarıyordu. O kadar ustaca çalışıyordu ki, her hareketinde bir amaç vardı. Hiç acele etmeden, her ahşap parçasını dikkatle işliyordu. Ben de onu izlerken fark ettim, işte bu adam yıllar önce yaptığı o büyük işlerden daha fazla değerli bir şey bırakıyordu: ustalık. O kadar derin bir bilgiye sahipti ki, işi sadece bir malzeme üzerine değil, hayata da yansıyordu. Her yaptığı işin içinde, yıllar boyunca kazandığı bilgi birikimi vardı.

Hayal Kırıklığı ve Umut

Fakat işler her zaman öyle gitmiyor, değil mi? İnsanın hayal kırıklığına uğraması da bir o kadar doğal. Bazen insan, çok uğraşır, çok çalışır ama bir türlü ustalık noktasına ulaşamaz. O zaman kaybolan umutla birlikte kendini biraz daha yorgun hissedersin. “Bunu neden yapamıyorum?” sorusu sürekli aklını kurcalar. Ama belki de ustalık, sadece belli bir seviyeye gelmek değil, devamlılık ve azimle şekillenen bir şeydir. O marangozun dükkânındaki sessizliğin içinde, ben de bir süre düşündüm. Belki de gerçekten işini ustalıkla yapan biri olabilmek için daha fazla zaman ve daha fazla çaba gerekiyor.

Daha önce, işlerimi gerektiği gibi yapmadığım zamanlar olmuştu. Her zaman eksik bir şeyler vardı, hep bir adım gerideydim. Ama işin sırrı, hayal kırıklıklarına rağmen devam etmekteydi. Kendine yeniden inanç ve motivasyon aşılamak, bazen insanı daha güçlü kılabiliyor. İşte o zaman fark ettim: Her insanın hayatında bir “ustalık” dönemi vardır. Bu, bir gün gelir, sen de farkına varırsın. O an, o anı yakalamak da belki bir ustalıktır.

Sonuçta Ne Denir?

O fotoğrafçı, marangoz ve daha pek çok insanın içinde ne olduğunu anlamak, işini ustalıkla yapmanın ne demek olduğunu kavrayabilmek… Her birinin özünde bir tutku, bir sevda vardı. Bu, zaman içinde şekillenen bir yolculuktu. Ustalık, bir anda gelmiyordu. Bu yolculuk, her adımda bir şeyler öğretiyor ve her zaman biraz daha büyütüyordu insanı. Bazen hayal kırıklıklarıyla, bazen umutla… Ama ne olursa olsun, bu yolda yürümek, işini öyle bir yapmaya çalışmak, gerçekten “usta” olmanın yoluydu.

İşte o zaman, bir insanın işini ustalıkla yapmasına gerçekten değer verilmeli. Çünkü işini ustalıkla yapan biri, geriye kalacak bir miras bırakır; ve bu miras yalnızca yaptığı işi değil, aynı zamanda yaptığı işin etrafında oluşturduğu etkiyi de kapsar. Ve belki de sonunda şunu kabul edebilirim: İşini ustalıkla yapana “usta” denir, çünkü zamanla hem işini hem de kendini mükemmelleştirmeyi başarır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!